İSLAM VE EVLİLİK

İslam'da Evlilik ve Mahremiyetleri Üzerine

KADINLARLA OTURUŞ EDEBİ

Bir erkek gerek kendi evinde anası, kızı, gelini, kız kardeşi, halası ve teyzesi gibi yakınları yanında ve gerekse başka bir yerde yabancı kadınlarla otururken edep ve terbiye dahilinde oturmalı, gerilerek edep dışı oturmamalıdır. Zira bu hal İslâm edebine muhaliftir. Ebû Hureyreden mervidir ki Cenabı Edip Efendimiz (S.A.V.) şu hadisi şerifleri ile bunu men etmiştir.
Peygamberimiz, insanın namazda veya yabancı kadınlar yanında azalarını uzatıp gerinmesini menetmiştir, ancak aile ve cariyeleri yanında yapabilir, (1)

1 – Dârs Kutni, Muhtârul Ehâdis : S. 154)

EVLENMENİN ZARARLARI

Bekâr iken şeriatın emrettiği yolda giderek dünya ve ahiretini mamur eden insan evtenipte çoluk çocuk sahibi olunca dünya meşgalesi artar. Rızık telaşesine düşerek âhiret işlerinin çoklarından mahrum kalır. Zamanımızda olduğu gibi eğer kazancı dar aile efradı da çok olursa artık telâşesi büsbütün artar. O zaman kazancına dikkat etmemeye. halâl haram seçmemeye, onun bunun hakkına tecavüz ederek hukuka riayet etmemeye Allahın yasaklarından sakınmamaya başlar.

Bir kimse dünyada kazancına dikkat etmeyerek gayri meşru yollardan ticaret edip evladı lyalini haram ile beslerse ahiretini dünyasına değişerek ahiretini viran edip, niğmetlerinden mahrum olur. Aynı zamanda ahirette de çoluk çocuğu yakasına sarılarak (Yarabbi bu bize dünyada haram mal yedirdi, bütün işlerimizi haram işlere karıştırdı bizim ne kabahatimiz var buna ne yapacak isen yap.) diye şikâyette bulunacaklardır. Dünyada dost gibi geçindiği evladı ıvalini mahkemei kübrada düşmanı olarak karşısında görecek kendi nefsinin belası yetmiyormuş gibi birde evladı lyalinin vebalini sırtına yükliyerek cezasını çekecektir.
Devamını Oku »

KADINDA TESETTÜR (ÖRTÜNME)

Islâm dini, mahremi olmayan kadın ve erkek arasında şehveti kamçılayan açıklığı, biri birine bakmayı, dokunmayı, bir arada bulunmayı men etmiştir. Çünkü göz, kulak, el, kalbe açılan pencerelerdir. Bunlar haram olan şeylerden muhafaza edilmezse kalbi daima meşgul ederek kirlendirir. Şehveti tahrik ederek nefsin azgınlığına sebep olur. Azgın olan nefis ise sahibini helâke sürükler. Bunun için Cenabı Hak kullarının kalbelerinin rahatını, yekdiğerine karşı husumetten âzade olmalarını temin ile fitne kapısını kapamak, kadını efendisine raptederek aralarındaki muhabbetin devamını ve imtizacın esasını sağlıyarak aile teşkilâtına nizam ve intizam vererek cemiyetin devamını sağlamak, ahirette ise Cehennem azâbından muhafaza ile Cennetin ebedî saadetine ermeyi temin hususunda müslüman erkek ve kadınlarına gözlerini nâmahremden korumaları, avret yerlerini örtmeleri için Kur’ân-ı Kerimde ayrı ayrı emirler vermiştir.
Devamını Oku »

İNCE, DAR VE ŞEFFAF ELBİSE GİYMEMEK

Müslüman kadının dikkat edeceği ve üzerinde titizlikle duracağı vazifelerinden biri da harice çıkarken vucut hatlarını belirtmeyecek şekilde kalın ve bol bir elbise giymek vo ince dar vo şeffaf elbise glymemektir.

Malûmdur kİ Islamın nazarında tesettür örtmekten, yani elbise giymesinden maksat çevrenin fitnesini defetmektir. Fitnenin defi ile ancak vücut hatlarını belirtmeyen kalın ve bol elbiseler giymekle mümkün olabilir. Zira dar elbise her ne kadar vücudu örterse de vücut hatları, bedenin hacmi ve boyu, etraftaki kimseler taralından tefrik edilebilir. Dar elbise giyinen kadınların hal ve sureti yabancı olan erkeklerin gözünde teşahhus eder. Bu İse fesada vesile olduğu gibi açıkça fitneye işarettir. Bu yüzden kadın elbisesinin dar değil, vücut hatlarını belirtmeyip bol olması gerekir.

Devamını Oku »

ERKEĞİN BOŞADIĞI KADINA NAFAKA VE MEHRİNİ VERMESİ

Bir erkeğin boşamış olduğu kadına en son vazifesi olan nafaka ve mehrini güzellikle ve bir vicdan borcu olarak Allah’ın emrettiği şekilde vermesidir.

Kur’ân-ı Kerimde Cenabı Hak: (Boşanan) o kadınları, gücünüzün yettiği kadar, ikâmet ettiğiniz yerin bir kısmında oturtun. (Evleri) başlarına dar etmek (onları çıkmaya mecbur kılmak) için kendilerine zarar yapmayın. Eğer onlar yüklü iseler yüklerini koyuncaya kadar nafakalarını verin. Eğer (kendilerinden olan evlâtlarınızı) sizin faidenize emzirirlerse onlara ücretlerini verin. Aranızda (bu hususta) güzelce müşavere edin. Eğer güçlüğe uğrarsanız o halde (çocuğu) onun (hisabına) bir başka (kadın) emzirecektir.

Kur’ân-ı Kerimde Cenabı Hak: (Hâli, vakti) geniş olan nafakayı genişliğine göre versin. Rızkı kendisine daraltılmış bulunan (fakir) de nafakayı Allah’ın ona verdiğinden versin. Allah hiç bir nefse, ona verdiğinden başkasını yüklemez. Allah, güçlüğün arkasından kolaylık ihsan eder.) buyurmuştur. (1)

Cenabı Hak yukarıdaki âyet-i kerimelerinde boşanan kadınlar, hâmile olurlarsa çocuk doğuncaya kadar nafakaları, mesken masrafları, (ev kiraları) çocuğu emzirirlerse yiyecekleri, giyecekleri ve emzirme ücretleri boşayan kocaya alt olduğu ve erkeğin bunu vermeye mecbur bulunduğunu beyandan sonra boşanıp ta hâmile olmayan kadınların iddeti bitinceye kadar nafakalarının verilmesi ve kendilerinin münasip bir şekilde faydalandırılması hakkında da :

(Boşanan kadınların da meşru surette fâideienmeleri haklarıdır ki bu, Allah’tan korkanlar İçin bir vazifedir.) buyurmuştur.) (2)

1 – (S. Talâk, A. 6 – 7)
2 – (S. Bakara, A, 241)

İSLAM’DA AİLE HAYÂTININ TANZİMİ

Hep bilirsinizki dünyada her şeyin bir esası, bir temeli olduğu gibi milletleri teşkil eden cemiyetlerin temeli de âilelerdir. Ailenin temeli ise karı ile kocadır.

Nasılki bir binanın sağlam olması, temelinin sağlam olmasına bağlı ise milletleri teşkil eden ve cemiyetlerin temeli olan ailelerin de öylece sağlam ve mazbut olması lâzımdır. Ailenin mazbut ve sağlam olması ise aile teşkilatını kuran erkek ve kadının İslâm ahlâkı ve fazileti ile yetiştirilerek mazbut olması lâzımdır. Çünkü cemiyete huzur ve sükûn, her türlü emniyet ve sadâkât, saâdet ve fazilet, birlik ve tesânüt aile ocaklarından fışkırarak serpilir.
Devamını Oku »